Uluslararası kadın grubu

Erzurum Kongresi ve “Türklüğün Arkadan Hançerlenmesi”

2020.11.10 20:40 karanotlar Erzurum Kongresi ve “Türklüğün Arkadan Hançerlenmesi”

Murat CEYİŞAKAR
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temel kodlarının ve bir anlamda da yol haritasının Erzurum Kongresinde belirlendiği söylenir. Erzurum Kongresi, kongreye katılan delegasyonun bileşimi açısından bir Kürt-Türk etnik ittifakı gibi sunulsa bile daha sonra ortaya çıkan halk ayaklanmalarından
burada kurulan ittifakın iki halkın ortak taleplerinden çok tek taraflı bir etnik dayatmanın ve bu dayatmayı Kürtler adına kabul eden çok sınırlı bir ‘‘Türklerin Kürtleri’’ ile yükselen Türk burjuvazisinin asimetrik bir ortaklığı olduğunu söylemek çok yanlış olmaz.
Kim ya da kimler hangi koşullarda böyle bir kongre toplamıştı. Kongreye katılan delegeler kimlerdir, hangi sınıfsal temsiliyetleri vardır bunlara göz atmadan resmi tarihin oldukça sislendirdiği bu kongreyi doğru anlamak oldukça zor görünüyor. Bu konuda ‘‘resmi tarih’’in en sık başvurduğu Nutuk’a biz de bir gözatalım...
‘‘Baylar, bildiğiniz gibi, Erzurum Kongresi 1919 yılı Temmuzu’nun 23’üncü günü, pek gösterişsiz bir okul salonunda açıldı. İlk günü, beni başkanlığa seçtiler.’’ (Nutuk 2. Bölüm)
Atatürk’ün 1927 yılında okuduğu bir anlamda resmi tarihin bütün olup bitenleri sislendirme çalışmasının başlangıç belgesi olan bu metinde anlatılan tarih, ciddi tarih araştırmacılarından çok önce bizzat savaşı yöneten, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy gibi komutanlarca öfkeyle karşılandı. İçindeki bilgiler yanlış ve tek taraflıydı. Bütün silah arkadaşları tepki olarak birer ‘‘hatırat’’ yazdı; Kazım Karabekir’in yazdığı kitap daha basım aşamasındayken matbaa basılarak toplatıldı ve imha edildi. Bu gün elimizdeki kitap tesadüfen mücellitte kalan son kopyadan üretilmiştir.
Nutuk’taki ibarenin ilk cümlesine dönelim, bir cümlede neredeyse bütün sislendirme operasyonunun içeriği gizlenmiştir. Müthiş bir tarihsel imha ve katliam... Bir ulusun gerçekleri ulus hafızasından yok edilmeye çalışılmıştır...
‘‘Erzurum Kongresi 1919 yılı Temmuzunun 23’üncü günü, pek gösterişsiz bir okul salonunda açıldı’’
Evet, doğru... Erzurum Kongresi gösterişsiz bir ilkokul salonunda toplandı... Ancak bu okulun bir tarihi vardı... öğrencileri ve öğretmenleri vardı... Mensubu ve kumandanlığını yaptığı Osmanlı Ordusu bu öğrencileri ve öğretmenleri yok etmişti... 1901’de 27 Ermeni okulu bulunan Erzurum’da ‘‘ilaç için’’ bir tane Ermeni okulu kalmamıştı... İşte Erzurum Kongresi’nin yapıldığı bina, yağmalanan, el konulan, yakılan Ermeni malları ve kültür varlıklarından sadece birisiydi... Mustafa Kemal’in bunu bilmemesi mümkün mü...
1901 tarihli Ermeni Milli Nizamnamesi Tedrisat Komisyonu’nun yayınladığı rapora göre, Erzurum Ermeni ruhani önderliğine bağlı olarak eğitim veren, 5 adeti vilayet merkezinde olmak üzere toplam 27 Ermeni okulu bulunuyordu. 3.134 kız ve erkek öğrenciye sahip olan bu okullarda 85 kadın ve erkek öğretmen görevliydi. Sanasaryan Varjaran (Sanasaryan Okulu) ise eğitim kalitesi ile bu okullar arasında ilk sırada yer almaktaydı. Sanasaryan Okulu, Öğrencilerinin önemli bir kısmını Divriği, Diyarbakır, Ankara, Kars, Van, Eğin, Bayburt, Tokat, Tirebolu, Giresun, Malatya, Merzifon, Mutki, Çarşamba, Kiğı, Ordu, Eleşkirt, Trabzon, Muş, Arapgir, Amasya, Bandırma, Halep gibi pek çok yerleşimden gelen Ermeni yetim ve fakir gençler oluşturuyordu 1.
Ermeni kayıtlarına göre bölge Ermeni soykırımından önce bir kültür ve eğitim merkeziydi. Savaştan önce Sanasaryan okulu yöneticileri, öğrencileri ile birlikte daha güvenli olduğunu düşündükleri Sivas’a taşınsalar da kendilerini bekleyen acı sondan burada da kurtulamazlar, 1915’te öğrencilerinin ve öğretmenlerinin tamamı öldürülür.
Birinci Dünya savaşının başlamasıyla başlayan Ermeni Soykırımı savaş boyunca bütün Anadolu coğrafyasında devam etti, Osmanlı’nın İttihat ve Terakki’si ve Alman emperyalizmi ortaklaşa bir etnik temizlik yaptılar. Ekim devrimi ile bölgeden Sovyetler Birliği çekilince bölgedeki boşluğu Sykes Picot Anlaşması çerçevesinde İngilizler doldurdu. Şimdi savaştan tam dört yıl sonra Erzurum’da henüz gerçek amacının tarihçiler tarafından tam olarak çözülmediği bir kongre toplanıyordu... Erzurum Kongresi.
Kongre için çağrı yapan dernek, (Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti) sanıldığı gibi Erzurum’da üyeleri ve delegeleri olan bir dernekten çok ideolojik şekillenmesini Ziya Gökalp’in ırkçı, milliyetçi, Ermeni ve Kürt düşmanı fikirlerinden alan İttihat ve Terakki yanlısı bir örgüttü.
Arkadan Hançerlenme Saplantısı
Kemalist tarih yazımının daha doğrusu ‘’psikolojik harp dairesi’’ metinlerinin çok sık kullandığı bir tekerleme vardır... Arkadan hançerlenme... Tarihin bütün kırılma noktalarında Türkler nedense hep ‘‘arkadan hançerlenirler’’(!). Arap halklarının uluslaşma sürecinde, Ermeniler çoluk çocuk canlarından mallarından olmamak için can havli bir emperyalist Batı ülkesinden yardım istediklerinde, Kürt halkının Türk bombardıman uçaklarından kurtulmak için denize düşüp bir ‘‘yılana’’ sarılması, Türk milliyetçiliği açısından hep Osmanlıyı ya da Türkleri arkadan hançerleme olarak algılanır. Bu resmi tarihin ve ortalama bir eğitim görmüş bütün Türklerin sorgulamaya gerek olmadan içselleştirdiği bir ‘’a priori’’ kabullenmedir.
Oysa Ermeni halkı ve onun örgütlerinin önemli bir kısmı resmi tarihçilerin iddia ettiği gibi işgalcilerle işbirliği yapmamıştır. “14 Ağustos 1914’te Erzurum’da toplanan Taşnaksutyun VIII. Kongresinin özel bir önemi vardır. Kongre, başlamış olan savaştaki partinin konumunu belirleyecekti. Kongre açılmadan önce mebuslar genel seferberlik ilan edildiğini haber almışlardı. Bu nedenle kongre Osmanlıların savaşa fiilen girme olasılığının çok yüksek olduğuna ve olaylar bu yönde geliştiği takdirde partinin tüm şubelerinin vatani görevini yerine getirmek zorunda olduğuna karar verdi. Bu, Osmanlı Ermenilerinin, Osmanlı orduları saflarında dövüşecekleri anlamına geliyordu. Bunun içindir ki kimi Türk tarihçilerinin Ağustos 1914’teki kongrede Osmanlı İmparatorluğuna karşı itilaf devletlerinin yanında savaşa girme kararı almış olduğunu” söylüyorsa da bu sav gerçekle örtüşmemektedir 2.
“Kemalist imanından” kimsenin şüphe etmeyeceği Mahmut Goloğlu bile, Anadolu’da yapılan katliamlardan sonra bağımsız bir Pontus devleti arzulayan Rumların sayılarının az olmamakla beraber Trabzon’da Osmanlıya bağlı otonom bir devleti Türklerle beraber kurmayı planlayan ve bu konuda Türklerle ortak çalışmalar yapan ve Karadeniz Gazetesi çevresinde toplanan Rumlar ve Türkler’in - sayısı oldukça çoktu - etkili bir çevre oluşturduklarından bahseder 3.
Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeniler ve Rumlara yapılan zulüm, Türkiye’de ustaca gizlense de Batı Avrupa ve Amerikan kamuoyunda bütün detayları ile bilinmekteydi, savaşın hemen ertesinde Ermeniler için Erzurum’da Rumlar için ise Trabzon’da birer güvenli ülke kurma planlarına karşı sadece Ermeni ve Rum halka karşı yaşanan milliyetçi öfke patlamasının bir tezahürü olarak ortaya çıkmış yerel derneklerin desteklediği İttihat Terakki’nin öncülük ettiği yapılardı.
Şimdi izin verirseniz tekrar Mustafa Kemal’in Nutuk’ta Erzurum Kongresi’ni anlatan metnin başındaki ikinci ibareye dönelim...
“İlk günü, beni başkanlığa seçtiler”
Saray tarafından görevden alındığı halde kongreye ilk gün süslü püslü saray nişanları ve kordonları ile girmeye çalıştığı için kongreden çıkartılan Mustafa Kemal nasıl oldu da davetlisi bile olmadığı, delegesi bile olmadığı bir kongrede hem de ilk günde başkan seçilmiştir.
Kongreye katılmak için şark vilayetlerinin birinden delege seçilmek gerekiyordu oysa ki ne Rauf Orbay ne de Mustafa Kemal herhangi bir yerden delege seçilmiş değildi, kongre başlamadan Cevat Dursunoğlu ve Kazım Bey istifa etti yerlerine Mustafa Kemal ve Rauf Orbay delege olarak katıldı. Sonra Cevat Dursunoğlu ve Kazım Bey tekrar delege oldu. Kongre daha başında Kazım Karabekir’in zorlamaları ve entrikalarıyla kendi temsil özelliğini zedelemişti, Böylece Cumhuriyet ağacına ilk ‘‘Kurt’’ girmişti...
Mustafa Kemal’in Erzurum Kongresi’nde Ne İşi Vardı...
Mustafa Kemal’in Anadolu’ya bir müfettiş olarak gönderilmesinin ihtimal birden çok nedeni vardır. Hiç değilse sarayın desteği ile ve resmi yazısı ile görevlendirildiğini biliyoruz. Ermeni katliamından ötürü bütün İttihat ve Terakki Partisi üyeleri aranmaktadır, kendisinin de tutuklanma ihtimali yok değildir, bu da bir neden olabilir. Saraydan tam olarak silinmemiş İttihat ve Terakkicilerin – mesela Esat Işık - gücü ve desteği ile bu göreve getirilmiştir. Ya da İstanbul’u işgal eden işgal kuvvetlerinin karargahı Pera’da ülkeyi İngilizlerden kurtaracak bir savaş planları yapacak kadar cesur ve kurnaz bir komutandır ve hiç kimsenin desteğini almadan bu kadar büyük çaplı bir dönüşümü, Nutuk’ta da sık sık vurguladığı gibi ‘‘tek başına halletmiştir’’.
Osmanlı hanedanı dağılmıştır ancak Osmanlı burjuvazisi ve feodalitesi yaşamaktadır. Ordu büyük bir imparatorluğun ordusu olarak yer yer terhislere rağmen ayaktadır... Gerçekte gizlenmeye çalışılan en önemli faktör de budur. Zürcher’e göre: “Savaştan sonra bile emir komuta zinciri bozulmamış, muhabere sistemi ile şifre kodlarını hala kullanabilen 130.000 kişilik bir ordusu vardı.” 4
Osmanlı devleti Osmanoğulları’nın İngiliz Muhribine bindirilerek güvenli ülkelere götürülmesi sırasında ülkeye başka bir muhrip İngilizlerle Malta’da anlaşmış yeni bir yönetici sınıfı taşımaktadır. İngilizlerden İttihatçılara oradan Yeni İttihatçı Kemalistlere kadar uzanan bu ‘‘kurucu irade’’nin utanılacak çok şeyi olmasa bütün bu süreci Erzurum ve Sivas kongrelerine bile katılmayan İnönü’nün ve Mustafa Kemal’in vatan sevgisi ve dehası ile açıklamaya çalışmalarına gerek kalmazdı.
Araştırmacı Akal’a göre, “Milli Mücadele kendiliğinden, demokratik bir şekilde, aşağıdan yukarı olarak yan yana gelmiş bazı kişilerin topladığı kongreler sürecinin sonucunda değil, tamamen, eskiden devleti yönetmiş olan İttihatçılar tarafından örgütlenmiş, yukarıdan aşağı bir şekilde kurulmuş olan Cemiyetler aracılığı ile yapılmış olan bir mücadeledir. Hem Şark vilayetlerindeki Müdafaa- i Hukuk Cemiyetleri, hem de Garp vilayetlerindeki Redd-i İlhak Cemiyetleri, Teşkilat-ı Mahsusa ve Karakol Cemiyeti üyeleri, eski komitacılar tarafından kurulmuştur.” 5
1921 yılında Türkiye Komünist Partisi - TKP kurucuları Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve yoldaşlarının Anadolu’ya geçmeleri de, TKP’nin ‘’Birinci Programı’’ nda belirlenen politikalar temelinde, burjuva devrimini bir anti-emperyalist savaşa dönüştürmek, milliyetçi savrulmaları engellemek ve bu mücadelenin nihai bir toplumsal kurtuluşa evrilmesi amacı ile ilişkili olarak değerlendirilmelidir.
Kongreye Türklerin ağırlıklı olarak yaşadığı Erzurum’dan 24, Sivas’tan 12, Trabzon’dan 18 delege katılırken Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Bitlis’ten 4, Van’dan iki kişi katılmıştı. Bu delegelerlerden 33 (bazı kaynaklara göre 53) kişi İttihatçı, ikisi Hürriyet ve İtilafçı idi. Delegelerin 22’si Kürt asıllı olmalarına rağmen Kürtleri temsil etmiyorlardı. Aksine İttihatçıların Türkçülük ideolojisini benimsemiş kimselerdi. Sürgünde olan Bedirhani’ler ve Kürt Teali Cemiyeti çevresi kongreye katılmamıştı. Kürt milliyetçilerin bulunmadığı Kongrede 7 Ağustos 1919 tarihli beyannemenin 1. Maddesinde Erzurum, Sivas, Diyarbakır, Van, Bitlis vilayetleri dahilindeki toprakların ve üzerinde yaşayanların ayrılamayacağı ifade edilerek, Türk miliyetçilerinin Misak-ı Milli söylemi kağıda geçiriliyordu. Beyannamenin 8. Maddesinde ise Wilson’un ’milletlerin kendi kaderini tayin hakkı’ prensibinin geçerliliği vurgulanıyor, konunun toplanacak bir milli mecliste ele alınacağı vaad ediliyordu. 6
23 Temmuz 1919’da başlayan kongre yukarıda da belirttiğimiz gibi Doğu Anadolu’nun etnik mozaiğinin ağırlıklı renkleri olan Kürtleri, Ermenileri ve Rumları temsil etmekten çok dışlamayı hedefleyen bir girişim olarak kaldı. Uluslararası emperyalist ülkelerin yeni kurulacak devletin göstermelik de olsa bir temsiliyet kazanması talepleri doğrultusunda, az sayıdaki delege grubu içinde bile darbe üzerine darbe tezgahlanarak gerçekleşti. Kürt, Ermeni ve Rum halk sadece dışlanmadı aynı zamanda “iç düşman” ilan edildi. Bu gün yaşadığımız etnik kırılmaların tohumları Karakol Teşkilatı ve Mustafa Kemal önderliğindeki Türk burjuvazisi ve feodal mütegallibesinin benmerkezci ırkçı politikaları ile 1919 Temmuzu’nda Erzurum’da atılmıştır. Kongre, hukuk açısından da toplumsal meşruiyet açısından da hiç bir ilerici ve demokratik ilerleme sağlamamış, bütün ülkeyi temsil edeceği iddia edilen Sivas kongresine sadece önceden hazırlanmış kararları ve önceden belirlenmiş delegeleri taşımıştır.
Sivas Kongresine gönderilmek üzere, Heyet-i Temsiliye’ye şu isimler seçilmiştir:
1) Mustafa Kemal Paşa, 2) Rauf Bey, 3) İzzet Bey (eski Trabzon Mebusu), 4) Servet Bey (eski Trabzon mebusu) 5) Hoca Raif Efendi (Eski Erzurum Mebusu) 6) Sadullah Efendi (Eski Bitlis Mebusu), 7) Bekir Sami Bey (Eski Trabzon Valisi ve Ahrar Fırkası kurucu üyesi), 8) Ahmet Fevzi Efendi (Erzincan’da Nakşibendi Tarikatı Şeyhi). 9) Hacı Musa Bey (Mutki Aşiret Reisi) ve gayrıresmi üye Kazım Karabekir.
Bu liste gösteriyor ki Mustafa Kemal ve İttihatçılar geniş tabanlı bir katılım ve temsil görüntüsü altında genelde batı illerinden gelen ya da Kürdistan bölgesindeki Osmanlı bürokratlarını delege olarak seçmişlerdir. Buna kongre öncesi ve kongre sırasında kongrenin doğal delegesi sayılan Rawlinson’u da ilave etmeden geçmeyelim. Kemalist resmi tarih yazıcıları İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Milne’nin Kürdistan sorumlusu Rawlinson’la Mustafa Kemal arasında çok sert tartışmalar geçtiğini ve Erzurum Kongresini İngiliz askerleriyle dağıtma tehditlerini savurduğunu yazsalar da gerçek farklıdır.
Rawlinson: “Kongre öncesi ve sonrası Mustafa Kemal’le çok yararlı görüşmeler yaptık”
“Son derece ilginç bir görüşme idi ve 3.5 saat sürdü... Biz gelecek ile ilgili bütün ihtimaller üzerinde tartıştık. Milliyetçi Partinin nihai kararlarını müzakere ettik. Mustafa Kemal Paşa bana o gün kabul edilen Millî Paktı anlattı. Bu Pakt ilk defa burada ileri sürülmüştü ve milliyetçilerin ana esası olarak ele alınmıştı”. Bu görüşmede, Mustafa Kemal Paşa, Rawlinson’a kongrenin nihai metnini ertesi gün sınıra telgrafla bildireceğini vaat etmiş ve ertesi gün de “bunu büyük bir özenle” yerine getirmiştir.
Bu görüşmede Kazım Karabekir’in “dışarı çıkartıldığını” ancak daha sonra Kazım Karabekir ve Ömer Fevzi gibi Erzurum kongresine katılan bir çok delegenin Rawlinson’la gizli görüşmeler yaptığını gene Rawlinson’un anılarından biliyoruz.
Kongre için söylenebilecek ve en az üzerinde durulan konulardan biri de kongreye katılan ve Mustafa Kemal gibi düşünmeyenlerin tehdit edilmeleri ve korkutulmalarıdır. Atatürkçü düşünceye yakınlığı kuşku götürmez tarihçi Goloğlu’nun kongreye katılan ve araştırma yapıldığında yaşayan bir çok delege Mustafa Kemal gibi düşünmedikleri için Topal Osman tarafından tehdit edildiklerini ve korktuklarını söylemiş olmalarıdır. Kongrede Mustafa Kemal ve arkadaşlarının düşüncelerine karşı çıkan Ömer Fevzi, Hüseyin Abanozoğlu, İbrahim Hamdi ve Selahaddin Abanozoğlu grubundan Ali Naci Duyduk, kongreden dönünce “ben hemen gazetemi kapattım. Fakat asıl tehlike Giresun’daydı...Topal Osman birden bire değişmiş, bize hasım olmuştu” derken; İbrahim Hamdi gibi bazı delegeler de kongreye katıldıkları halde Nutuk’ta ve diğer kitaplarda kendilerinden bahsedilmediğinden şikayet etmektedir. İbrahim Hamdi aynı mektupta Giresun’da silahla dolaşan Topal Osman’ın tehditlerinden korkarak İngiltereye gittiğini söylemektedir. 7
Kongrenin tutanaklarını tutan Abdullah Hasip Ataman, “7 Ağustosta memleketin kurtuluşuna ait bilinen temel kararlar alındıktan sonra Heyeti Temsiliye’ye (8 kişilik) dağılma kararı verdi. Bu kararnameyi bütün üyelere imza ettirdim. Beş kişi imza etmemişti. Bunlar şunlardı: Hüseyin Abanoz, Ömer Fevzi Eyüpoğlu, Yusuf Ziya, Dr. Ali Naci, Duyduk, İbrahim Kitapçı.” 8
Kongreye elli delege katılıyor 8 delege Heyeti Temsiliye’ye ve Sivas’a gitmek üzere seçiliyorlar ancak bu 8 delegenin sadece üçü kararları imzalıyor... Alevi ve Zaza bölgelerinden çağrı yapılmadığı için gelmeyenler, farklı düşündüğü için Topal Osman’a tehdit ettirilen delegeler, 8 kişilik Heyeti Temsiliye’nin sadece üçüne imzalatılabilen kararlar... İnsan, temsil niteliği neredeyse İttihat Terakki’nin Karakol adlı gizli örgütünün üç elemanı ile sınırlı kalan Erzurum Kongresi’nin hangi amaçla Erzurum’da toplandığı sorusunu sormadan edemiyor doğrusu.
Mustafa Kemal, Rauf Orbay ve Kazım Karabekir böyle bir kongreyi pekala İstanbul’da da toplayabilirlerdi.
1 Zakarya Mildanoğlu 14.07.2014, Agos arşivinden: Sanasaryan Varjaran’ın gasp edilen ‘yetim hakkı’ 2 Badmutyun S. D. Hınçakyan Gusagtsutyan, s. 374. (Aktaran Arsen Avagyan, Ermeniler ve İttihat Terakki) 3 Erzurum Kongresi, Mahmut Goloğlu, İş Bankası Kültür yayınları, s. 45. 4 Milli Mücadelede İttihatçılık, Erik Jan Zürcher 5 Milli Mücadelenin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat Terakki ve Bolşevizm, Emel Akal, T.ÜSTAV Yayınları 6 BDP Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması Raporu, 2013 Ankara 7 Erzurum Kongresi, Mahmut Goloğlu, İş Bankası Kültür yayınları, s. 45. 8 A.g.e.

http://www.politikagazetesi.org/?q=content/erzurum-kongresi-ve-%E2%80%9Ct%C3%BCrkl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn-arkadan-han%C3%A7erlenmesi%E2%80%9D
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.10.14 07:35 NewsJungle Türkiye, AB üyeliği için her türlü kriteri yerine getirmeye hazır

Türkiye dışişleri bakanı Salı günü yaptığı açıklamada, blok dürüstlükle müzakere etmek istiyorsa, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin her türlü kriteri yerine getirmeye hazır olduğunu söyledi.

İsveçli mevkidaşı Ann Linde ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin üyelik yönündeki kararlılığını yineledi. Ancak yetkili, AB'nin genişleme de dahil olmak üzere pek çok konuda ciddi kararlar alması gerektiğini söyledi.

İki dışişleri bakanı, Yukarı Karabağ ve Suriye gibi bölgesel meselelerin yanı sıra ikili ilişkileri de değerlendirdi.

- "Terör grupları arasında fark yok"

PKK ve FETÖ terör gruplarının İsveç'teki faaliyetlerine atıfta bulunan Çavuşoğlu, "Terörle mücadelede İsveç'ten daha somut destek ve işbirliği bekliyoruz," dedi.

"İsveç'e çok sayıda FETÖ üyesi iltica başvurusunda bulundu ve maalesef kabul edildi" diyen Erdoğan, QSD, PYD ve PKK terör grupları arasında bir fark olmadığını da sözlerine ekledi.

FETÖ ve ABD merkezli lideri Fetullah Gülen, 15 Temmuz 2016'da 251 kişinin şehit olduğu ve yaklaşık 2.200 kişinin yaralandığı yenilgiye uğramış bir darbe düzenledi.

Türkiye ayrıca FETÖ'yü, başta ordu, polis ve yargı olmak üzere Türk kurumlarına sızarak devleti devirme amaçlı uzun süredir devam eden bir kampanyanın arkasında olmakla suçluyor.

Türkiye, ABD ve AB tarafından terör örgütü listesinde yer alan PKK, Türkiye'ye karşı 30 yılı aşkın süredir yürüttüğü terör kampanyasında, aralarında kadın, çocuk ve bebeklerin de bulunduğu 40 bin kişinin ölümünden sorumlu oldu. YPG, PKK'nın Suriye yan kolu.

- Yukarı Karabağ sorunu

Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan son çatışmalardan bahseden Çavuşoğlu, dünyanın Ermenistan'ı işgal altındaki topraklardan çekilmeye çağırması gerektiğini söyledi.

"Ateşkes çağrısına ek olarak, Ermenistan'a 'Azerbaycan topraklarından çekilme' çağrısı yapılacaksa, uluslararası toplumun bu sorunu çözme arzusunu gerçekten görebiliriz” dedi.

Barışçıl çözüme ulaşmadaki başarısızlığın Ermenistan'ı Azerbaycan'da sivillere yeni saldırılar düzenlemeye teşvik ettiğini de sözlerine ekledi.

Çatışmaya kalıcı bir çözümün ancak Ermenistan'ın işgal altındaki Azerbaycan topraklarından çekilmesiyle mümkün olacağını yineledi.

Çavuşoğlu, "Azerbaycan'ı hem sahada hem de müzakere masasında her koşulda desteklediğimizi söyledik ve şimdi tekrar dedik" dedi.

27 Eylül'de Ermeni güçlerinin bölgedeki sivil Azerbaycan yerleşimlerini ve askeri mevzileri hedef alarak can kayıplarına yol açmasıyla yeni çatışmalar başladı.

Azerbaycan'ın uluslararası alanda tanınan bölgesi Dağlık Karabağ olarak da bilinen Yukarı Karabağ'da tutukluların değişimi ve her iki tarafın askerlerinin cesetlerinin alınması için Cumartesi günü insani ateşkes ilan edilmişti.

Ateşkes, Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları arasında Cuma günü Moskova'da yapılan üçlü görüşme sonrasında geldi.

Ancak Ermeni güçleri, Azerbaycan'ın en büyük ikinci şehri olan Gence'ye - bölge cephenin dışında olmasına rağmen - en az 10 kişi öldü ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 35 kişi yaralandı.

- 'AB, Türkiye ile iyi ilişkiler istiyor'

Türkiye-AB ilişkileri hakkında konuşan Linde, AB'nin Türkiye ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştığını söyledi. "Türkiye ile ticaret hepimiz için önemli bir konudur."

Türkiye'nin Suriyeli mültecilere yönelik çabalarını ve AB üyeliğine yönelik çabalarını takdir ettiklerini sözlerine ekledi.

İsveç ve Türkiye'nin üzerinde anlaşamadığı pek çok konu olduğunu kaydeden Bakan, DAEŞ'e karşı koalisyon kapsamında herkesin farklı konularda farklı aktörlerle diyalog halinde olması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Suriye'de YPG / PKK tarafından kullanılan başka bir isim olduğunu söylediği SDG hakkında, bunun PKK'dan farklı bir grup olduğunu ve uluslararası toplum tarafından terör örgütü listesine alınmadığını iddia etti.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ihtilafla ilgili bir soruya yanıt olarak, müzakere yapmaktan başka bir çözüm olamayacağını söyledi.

Yukarı Karabağ sorununun çözümü için AGİT Minsk Grubu'nun önemine işaret etti ve tarafların müzakere masasına oturmaları gerektiğini söyledi.

- Çifte standart

Linde’nin “Türkiye’yi Suriye’den çekilmeye çağırılmasıyla ilgili” sözlerini eleştiren Çavuşoğlu, bunun diplomaside doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.

“Türkiye'den hangi yetkiyle Suriye'den çekilmesini istediniz veya Türkiye'yi bu konuda uyardınız” diye sordu.

Çavuşoğlu, AB’nin Yunanistan’ın göçmenlere kötü muamelesi konusundaki sessizliğine değinerek, AB’nin Yunanistan’ın davranışları konusunda sessiz kalması nedeniyle çifte standart örneği olduğunu söyledi.

Linde'nin “azınlıkların durumu” yorumlarına da değinen Çavuşoğlu, aralarında PKK ve şubeleri tarafından istismara uğrayan Hristiyanlar ve Kürt gruplar da dahil olmak üzere diğer azınlıkların seslerinin dinlenmesi çağrısında bulundu.

Çavuşoğlu, "Neden diğer Kürtleri görmezden gelirken PKK'yı 'Kürt' olarak görüyorsunuz.
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2020.04.14 09:17 FantasticStar6 Liuyang Qingtai Havai Fişek Huang Weide: Muhteşem havai fişek için annem mutlu bir şekilde gülümsedi ve bir ömür boyu çok çalıştı

Liuyang Qingtai Havai Fişek Huang Weide: Muhteşem havai fişek için annem mutlu bir şekilde gülümsedi ve bir ömür boyu çok çalıştı
https://preview.redd.it/i9550tsxhqs41.jpg?width=1280&format=pjpg&auto=webp&s=2645efbc6aec3c5612d6514f9419643bf2796420
浏阳庆泰烟花 黄蔚德:为了绚烂的烟花下,母亲开心的笑容,奋斗一生
Liuyang Qingtai Havai Fişek Huang Weide: Muhteşem havai fişek için annem mutlu bir şekilde gülümsedi ve bir ömür boyu çok çalıştı
她是个历经磨难的女人,出生在战乱的时代,成长在贫穷饥饿的年代。她叫陈玉兰。青春时期,陈玉兰经人介绍嫁给了一个质朴诚实的男人,生育了一双儿女,当她感到幸福终于降临她的身边时,家中的顶梁柱丈夫却意外去世,那一年她的儿子才刚满四岁,女儿才咿呀学语。颠簸的命运,坎坷的经历,重重将这个淳朴的女人击垮,她抱着一双儿女撕心裂肺的哭到晕厥,待她醒来时,儿子站在床边端了一杯水她喝,指着窗外对她说:“妈妈,你看,过年了,外面放爆竹,好美……”陈玉兰擦干眼泪,紧紧的抱紧儿子和女儿……
Zorluklara katlanan bir kadın, savaş zamanında doğdu, yoksulluk ve açlık döneminde büyüdü. Adı Chen Yulan. Gençliğinde Chen Yulan, basit ve dürüst bir adamla evlendiğini ve bir çift çocuk doğurduğunu söyledi.Onun mutluluğu sonunda ona geldiğinde kocası beklenmedik bir şekilde öldü ve oğlu o yıl sadece dört yaşındaydı. Kızım gevezelik etti ve öğrendi. İnişli çıkışlı kader, inişli çıkışlı deneyim, bu basit kadını ezdi, bir çift çocukla ağladı, kırıldı ve bayıldı .. Uyandığında oğul yatağın yanında durdu ve bir bardak su getirdi. Pencereden dışarı bakıp, "Anne, bak, Çin Yeni Yılı. Dışarıda havai fişek bulundurmak güzel ..." Chen Yulan gözyaşlarını sildi ve oğluna ve kızına sıkıca sarıldı ...
从这以后,这个淳朴的女人就挑起家庭的重担,不辞劳苦的工作,她质朴的心愿就是能够让儿女能够有口饭吃,过年过节也能够跟儿女放几个爆竹。父亲离去时的那一年的烟花,母亲的泪,那一幕像一枚印记一般铭记在黄蔚德内心的深处。看着母亲的流淌的汗水,日渐佝偻的身体,少年的黄蔚德小学读到三年级就辍学,到一家爆竹厂做小工,主动选择最危险的给爆竹加火药的工作,只为一天能够多赚几毛钱工资。
O zamandan beri, bu basit kadın aileyi zorladı ve çok çalıştı. Basit dileği, çocuklarının yemek yemesine ve yemesine izin vermek ve Yeni Yıl ve Yeni Yıl boyunca çocuklarına birkaç havai fişek koymak. Babamın gittiği o yıl havai fişek, annemin gözyaşları, sahne Huang Weide'nin kalbinin derinliklerinde bir iz gibi damgalandı. Annenin terini ve büyüyen vücudunu izleyen genç Huang Weide İlköğretim Okulu, üçüncü sınıftayken okulu bıraktı, bir havai fişek fabrikasında küçük bir işçi olarak çalıştı ve sadece bir günde daha fazla kazanmak için havai fişeklere en tehlikeli işi seçme girişiminde bulundu. Birkaç sent maaş.
就这样一做就是十二年,从计件小工,做到烟花技术师父,勤奋好学的黄蔚德那时最大的愿望就是,希望母亲不要那么辛苦,家里人能够每餐都能吃顿饱饭,过节过年,能陪母亲妹妹一起放爆竹。改革开放的春风终于吹到了浏阳,黄蔚德在家里开了个小小的烟花作坊,得益于母亲和黄蔚德多年来经常将家中的粮米赠送给村里没有饭吃的村民,很多人都主动来给黄蔚德做手工,村里大事小事喜事节日也都会来黄蔚德家里买烟花爆竹。黄蔚德的烟花作坊很快就做的红火起来。
Havai fişek teknolojisi ustası, çalışkan ve çalışkan Huang Weide'in o zamanki en büyük dileği, annesinin çok zor olmayacağını ummaktı. Yeni yıl, havai fişek ile anne ve kız kardeşi eşlik edebilir. Reformun ilk bahar esintisi ve açılışı sonunda Liuyang'ı vurdu Huang Weide evde küçük bir havai fişek atölyesi açtı.Annesiyle Huang Weide sayesinde köyünde yiyecekleri olmayan köylülere sık sık evinde tahıl ve pirinç bağışladı. Huang Weide sanat ve el sanatları yapıyor ve köyün önemli etkinlikleri ve mutlu etkinlikleri de Huang Weide'in havai fişek ve havai fişek satın almak için evine gelecek. Huang Weide'ın havai fişek atölyesi kısa sürede popüler oldu.
黄蔚德的勤奋好学,乐善好施,深得人心,浏阳的第一家民营工厂浏阳水泥厂,众人把他推荐为厂长。在大家还拿着30块一个月工资的年代,黄蔚德将一家名不见经传的民营小厂,做到年利润超600万,出口全球,他花了整整十二年。
Huang Weide'in titizliği, sıkı çalışması ve iyi niyet halkın kalbini kazandı.Liyang'ın ilk özel fabrikası Liuyang Çimento Fabrikası yönetmen olarak önerildi. Herkes hala ayda 30 yuan maaş tutarken, Huang Weide yıllık 6 milyondan fazla kar ile az bilinen bir özel fabrika sattı ve dünyaya ihraç etti.
那一年,也是过年,家家户户都走亲串户,烟花爆竹,热闹非凡。黄蔚德扶着母亲站在门口看小孩子们放烟花爆竹,只见一个衣衫褴褛的约莫10岁孩童,手里拿着一只碗也站在一旁看眼花,眼里写满着——希望,幸福。黄蔚德眼睛湿润了,他似乎看到了儿时的自己,他想起了父亲走的那年过年他妈妈的眼泪,他端上一大碗饭菜递给了那个乞讨的孩子,然后将口袋的钱全都掏出来交给孩子对他说:“孩子,回去跟家人吃团圆饭,放爆竹。”回头望着母亲,母亲望着黄蔚德眼里满是泪水,却绽放着欣慰的笑容。
Aynı yıl Çin Yeni Yılıydı Herkes aileye, havai fişeklere ve havai fişeklere gitti. Huang Weide, annesinin kapıda durmasına ve çocukların havai fişek göstermesini izlemesine yardım etti Elinde bir kase tutan ve kenara, göz kamaştırıcı, gözleri umut ve mutlulukla dolu görünen yaklaşık 10 yaşındaki bir çocuğun düzensiz bir şekilde gördüm. . Huang Weide'ın gözleri ıslaktı, çocukluk benliğini görüyordu, babası Yeni Yılı terk ettiğinde annesinin gözyaşlarını hatırladı, dilenci çocuğa büyük bir kase yiyecek getirdi ve sonra cebindeki tüm parayı çıkardı. Çocuğa gelin ve ona "Çocuklar, havai fişeklerle bir aile buluşması yemeği için geri dönün" deyin. Annesine geri döndüğünde, anne Huang Weide'nin gözyaşlarıyla dolu gözlerine baktı, ancak bir gülümseme gülümsedi.
望着天上绚烂夺目的烟花爆竹,黄蔚德擦干眼泪,他决定重新回到烟花行业。这绚烂的烟火,述说着老百姓对国泰民安的淳朴心愿,对幸福的美好期盼。这美丽的烟火,见证着老百姓合家团圆的幸福欢乐,对喜庆的美好追求。
Gökyüzündeki göz kamaştırıcı havai fişeklere ve havai fişeklere bakarak Huang Weide gözyaşlarını sildi ve havai fişek endüstrisine dönmeye karar verdi. Bu görkemli havai fişek halkın Guotai Min'an için basit isteklerini ve mutluluk için güzel umudunu anlatıyor. Bu güzel havai fişek, ortak insanların aile birleşiminin mutluluğuna ve sevincine ve güzel kutlama arayışına tanıklık eder.
他给他的烟花事业取名——庆泰。黄蔚德希望把所有生命和全部精力都付出到这个能够给人带来希望和幸福的烟花事业里,能够帮助更多的人拥有快乐和幸福也是他母亲一生的追求和心愿。现在的黄蔚德再做烟花心愿已经不是只为家人吃饱饭,今天黄蔚德做庆泰烟花的心愿是:世界每个地方,绚烂美丽的烟花下,有着孩童天真快乐的笑脸;有着爱侣们相伴甜蜜的笑脸;有着亲人们团圆的幸福笑脸,有着喜庆时人们的欢愉;有着落寞时对希望的期盼;有着老人们对过去幸福时刻的追忆;美好的烟火,能够给人们带来喜庆吉祥,能够带给人们美好希望。美丽的烟火,是中国人的智慧,是中国人对幸福的信仰,也是中国人送给世界最好的礼物。
Havai fişek kariyerine Qingtai adını verdi. Huang Weide, tüm yaşamını ve enerjisini insanlara umut ve mutluluk getirebilecek bu havai fişek kariyerine adamayı umuyor, aynı zamanda daha fazla insanın neşe ve mutluluğa sahip olmasına yardımcı olabiliyor, aynı zamanda annesinin peşinde ve arzusudur. Şimdi Huang Weide'ın havai fişek yapma isteği artık sadece ailesini beslemek değil: Bugün Huang Weide'ın Qingtai havai fişek yapma isteği: Dünyanın her yerinde muhteşem ve güzel havai fişeklerin altında çocukların masum mutlu gülümsemeleri var; sevgililerle tatlılık var Sevdiklerinin buluşmasıyla mutlu yüzler, mutlu olduklarında insanların sevinci; yalnız olduklarında umudunu; yaşlı insanların geçmiş mutlu anlarının anılarını; insanlara neşe ve mutluluk getirebilecek güzel havai fişekler, İnsanlara iyi umutlar verebilir. Güzel havai fişekler Çinlilerin bilgeliği, Çin'in mutluluk inancı ve Çinlilerin dünyaya verdiği en iyi hediye.
黄蔚德他传承了母亲勤奋好学,乐善好施,百善孝为先的品性,为了完成母亲一生夙愿,他把庆泰烟花,二十年的时间,从一家民营小厂,每年以30%以上的增长率,发展成固定资产1.6亿元,总占地面积超过5500亩,员工超过3000人,产能数十亿的大型烟花集团公司。从花中炮这一单品收千家万户追捧到橘子洲头烟花,奥运烟花供应商,取得国际专利无数,获得国际大奖无数,为中国的烟花行业的推动,有着历史性的意义。
Huang Weide, annesinin çalışkan, çalışkan ve hayırsever bağlılığını devraldı.Annesinin uzun zamandır arzulanan arzusunu yerine getirmek için 20 yıl boyunca Qingtai Fireworks'ü yıllık% 30'un üzerinde büyüme oranına sahip küçük bir özel fabrikadan aldı. 160 milyon yuan sabit kıymet, 5.500 dönümden fazla toplam alanı, 3.000'den fazla çalışanı ve milyarlarca üretim kapasitesine sahip büyük bir havai fişek grubu şirketine dönüştü. Milyonlarca hanenin aradığı tek ürün Huahua Cannon'dan Orange Island Fireworks ve Olympic Fireworks Tedarikçilerine kadar sayısız uluslararası patent ve uluslararası ödül kazandı.Çin havai fişek endüstrisinin tanıtımı için tarihsel önemi var.
今天已经66岁的黄蔚德谈起母亲曾经的苦难仍会眼睛湿润,他经常对人说:“我在烟花行业做了快五十年,只为了烟花能够让母亲开心的笑,我用五十年执着希望能够做到业内第一,只为让我母亲能够为儿子感到骄傲,烟花飞上天绚烂绽放的那一刻,天下母亲那一刻开心的笑,我为此,付出了我一生,无悔。”
66 yaşındaki Huang Weide, annesinin acılarından bahsederken hala ıslak gözlere sahip. Sık sık insanlara, "Neredeyse 50 yıldır havai fişek endüstrisindeyim. Sadece havai fişeklerin annemi mutlu bir şekilde gülümsetmesi için. Israrla sektörde ilk olmayı umuyorum, sadece annemi oğlundan gurur duymak için, havai fişeklerin gökyüzüne uçtuğu an, dünyanın annesi mutlu bir şekilde gülümsedi ve bunun için pişman olmadan tüm hayatımı ödedim. "
submitted by FantasticStar6 to u/FantasticStar6 [link] [comments]


2019.11.03 13:44 masalokucomtr Adile Naşit Kimdir

Adile Naşit Kimdir
https://preview.redd.it/2691cetvvgw31.jpg?width=865&format=pjpg&auto=webp&s=5dbc9c621377c3b5ee592887ef9014f9b90378a2
Tiyatrolarda ve sinemalarda kendinden sıklıkla söz ettiğimiz Adile Naşit, 17 Haziran 1930 senesinde dünyaya merhaba dedi. Adile Naşit, annesi ve babasının mesleğini devam ettirmiştir. Zira ünlü sanatçının annesi Amelya Hanım, Ermeni tiyatro oyuncusudur. Babası da ünlü komik-i Şehir Naşit Beydir. Adile Naşit’in ağabeyi Selim Naşit, geleneği bozmamış ve aile mesleğini kardeşiyle sürdürmüştür. Adile Naşit, 14 yaşındayken babasını kaybetti. Bu yüzden okulunu bırakmak durumunda kaldı. Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatrolarında çocuk tiyatrosuna yerleşti. Her şeyden Birza oyunuyla tiyatroya adım atan sanatçı, böylelikle ilk turnesine de İstanbul’da başlamış oldu. Oyun, Halide Pişkin sanatçısından çıkmıştır. Halide Pişkin’in grubundan bir süre sonra ayrılan Adile Naşit, ikinci grubu olarak Muammer Karaca ekibine dahil oldu. Burada da müthiş bir performans sergiledi. Vahi Öz ve komedyen Aziz Basmacı ile beraber 1948 ve 1951 yılları arasında bir tiyatro topluluğu inşa etti. Kısa bir süre sonra, yani 1954 yılında, yeniden Muammer Karaca’nın ekibine katılan sanatçı, ikinci defa yuvasına dönmüştü. Burada 1960 yılına kadar çeşitli oyunlarda kendine yer buldu. İlk evliliğini Ziya Keskiner ile 1950 yılında yaptı. Ziya Keskin kendi gibi tiyatro dünyasındandı. Hem ağabeyi Selim Naşit hem de eşi Ziya Keskin’in tiyatro dünyasında olması, bu üçlüyü bir tiyatro topluluğu kurmaya teşvik etti. Kurulan Naşit adında tiyatro topluluğu, 1961 yılında çöktü.
Gazanfer Özcan – Gönül Ülkü tiyatrosuna 19643 yılında girdi, yine; Uyanlar’da 1975 yılına kadar görev aldı.
Yara filmiyle 1948 yılında sinema dünyasına adım atmıştır. Yara filmini Seyfi HavaEri yönetmiştir.
1982 Yılında Ziya Keskiner dünyaya gözlerini yumunca, Adile Naşit, Cemal İnce ile Eylül 1983 tarihinde herkesten habersiz hayatını birleştirmiştir.
Antalya Altın Portakal Festivali’nde “en iyi kadın oyuncu” ödülüne 1976 Yılında Hayat filmindeki oynadığı rolüyle sahip oldu.
1978 Yılında uluslararası müzikalleri, tiyatro ve sanat gösterilerinde yer alan sanatçı, Kartal Tibet ve Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini yaptığı filmlerde eğlendirici karakterlerde oynamıştır.
Adile Naşit; TRT televizyonunda İlhan Şengün direktörlüğünde Uykudan Önce (1946-2003) programıyla beğenileri üzerine toplamıştır. Programda masal okumuş, çocuklar ve büyükler tarafından her gün zevkle takip edilmiştir.
1987 Yılında, sanatçı 56 yaşında bağırsak kanserine yakalanmış ve hastalığa yenik düşerek aramızdan ayrılmıştır. Ondan geriye, başta, Rıfat Ilgaz’ın yazdığı Hababam Sınıfı filminde (Hafize Ana) oynadığı komik karakter olmak üzere birçok anı kalmıştır. Yine, birçok sanatçıyla aynı filmde yer almıştır.

Adile Naşit Oynadığı Filmler

  • Aile Pansiyonu (1987) Saliha
  • Milyarder (1986
  • Kuzucuklarım (1986)
  • Yaygara (1986)
  • Hayroş (1986)
  • Kiralık EV (1986) Hayriye
  • Ağa bacı (1986) Ağa Bacı
  • Satmışım anasını (1985) Adile
  • Şaban Pabucu Yarım (1985) Adile
  • Namuslu (1984) Anne
  • Şabaniye (1984) Hatice
  • Gırgıriyede Büyük Seçim (1984) Zekiye
  • Şaşkın Ördek (1983) Meryem
  • Şıngırdak Sadiye (1982) Güllü
  • Adile Teyze (1982) Adile Teyze
  • Buyurun Cümbüş (1982)
  • Görgüsüzler (1982) Halime
  • Talih Kuşu (1982) Adile Güney
  • Deliler Koğuşu (1981)
  • Şabancık (1981) Adile
  • Hababam Sınıfı Güle Güle (1981) Hafize Ana
  • Bizim Sokak (1981) Cazgır Naciye
  • Şaka Yapma (1981)
  • Gırgıriyede Şenlik Var (1981) Zekiye
  • Gırgıriye (1981) Zekiye
  • Davaro (1981) Hamo
  • Beş Parasız Adam (1980)
  • Huzurum Kalmadı (1980) Adile
  • Renkli Dünya (1980) Fatma
  • İbişo (1980) Ağa
  • Ne Olacak Şimdi (1979) Orhanın Annesi
  • Erkek Güzeli Sefil Bilo (1979) Sultan
  • Doktor (1979) Hatice
  • Vah Başımıza Gelenler (1979) Fazilet Abla
  • Köşe Kapmaca (197) Fazilet
  • Neşeli Günler (1978) Saadet
  • Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor (1978) Hafize Ana
  • Sultan (1978) Ebe Hatice
  • Kibar Feyzo (1978) Sakine Ana
  • Hababam Sınıfı Tatilde (1977) Hafize Ana
  • Gülen Gözler (1977) Nezaket
  • Sakar Şakir (1977) Fatma
  • Şaban Oğlu Şaban (1977) Hala / Tavuk Teyze
  • Tosun Paşa (1976) Adile
  • Aile Şerefi (1976) Emine
  • Ah Dede Vah Dede (1976)
  • Gel Barışalım (1976) Adile Turşucuoğlu
  • İşte Hayat (1976) Makbule)
  • Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976) Hafize Ana
  • Ne Umduk Ne Bulduk (1976) Fatma
  • Süt Kardeşler (1976) Melek
  • Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975) Hafize Ana
  • Hababam Sınıfı (1975) Hafize Ana
  • Bizim Aile: Merhaba (1975) Melek
  • Televizyon Çocuğu (1975) Hüsniye
  • Sevgili Halam (1975) Sevgili Hala
  • Pembe Panter (1975) Hafize
  • Haydi Gençlik (1975) Hop Hop
  • Plaj Horozu (1975)
  • Şehvet Kurbanı (1975) Mahmure
  • Bitirimler Sınıfı (1975) Zehra Anne
  • Delisin (1975) Didar
  • İşte Hayat (1975) Makbule
  • Hanzo (1975) Şükriye
  • Çapkın Hırsız (1975) Binnaz
  • Ah Nerede (1975) Huriye
  • Minik Cadı (1975) Babaanne
  • Gece Kuşu Zehra (1975) Hacer
  • Mavi Boncuk (1974) Mıstık’ın Annesi
  • Yüz Liraya Evlenilmez (1974) Behice Hala
  • Hasret (1974) Sakat Kızın Annesi
  • Gariban (1974) Hizmetçi Külyutmaz
  • Aç Gözünü Mehmet (1974)
  • Salak Milyoner (1974) Mesude
  • Canım Kardeşim (1973) Öğretmen
  • Oh Olsun (1973) Ferit’in Annesi
  • Sev Kardeşim (1972) Mesude
  • Beyoğlu Güzeli (1971) Madam
  • Vur Patlasın Çal Oynasın (1970)
  • Abbas Yolcu (1959)
  • Kahbe Kurşun (1957) Rabiş
  • Lüküs Hayat (1950)
  • Yara (1947)
  • Aile Pansiyonu (1987) Saliha
  • Milyarder (1986) Boncuk Sultan
  • Bilal İnci Kimdir
  • Biyografi
  • Tuncel Kurtiz Kimdir
  • https://masaloku.com.tr
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.08.08 09:04 NewsJungle Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırım’ın ilhakını yasadışı ilan etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yasadışı Kırım ilhakını kabul etmeyeceğini söyledi.
Erdoğan, Ukrayna’nın Ankara’daki muhabiriyle buluştuktan sonra ortak bir basın toplantısı yaptı: “Akrabalarımızın tarihi anavatanları olan Kırım’daki varlığının devam etmesi, kimliğinin ve kültürünün korunması, temel hak ve özgürlüklerinin korunması Türkiye'nin öncelikleri” dedi.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky, Rusya'yı uluslararası yasalar dahilinde hareket etmeye çağırdı.
Kırım'ın Ukrayna'ya ait olduğunu vurguladı ve ülkesinin ve Rusya'nın bölgede barışı ve istikrarı yeniden tesis etmek için ortak bir yol bulacağını söyledi.
Türkiye’nin Ukrayna’yla ilişkilerine önemini vurgulamak için Türkiye’yi “iyi bir komşu, samimi arkadaş ve önemli bir stratejik ortak” olarak nitelendirdi.
Zelensky, "Ukrayna'nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne sürekli destek verdiğiniz için teşekkür ederim." Dedi.
Zelensky, ülkesini ekonomik ve ticari reformlarla yabancı yatırımcılar için bir 'cazibe merkezi' yapmak istediğini söyledi.
Zelensky ve rakamın iki ülkenin potansiyelini yansıtmadığını belirterek, Türkiye ile Ukrayna arasında 2018'de ticaretin 4 milyar dolara ulaştığını söyledi.
İki ülke arasındaki hedef ticaret hacminin 10 milyar dolar olduğunu ve serbest ticaret anlaşmasının da bu amaca ulaşmanın yolunu açacağını söyledi.
Zelensky, “Türk iş dünyasını Ukrayna'ya davet etmek istiyorum” dedi.
Ukrayna lideri iki günlük bir ziyaret için Türkiye'de.
Doğu Avrupa ülkesi, eski popüler bir komedyen olan Zelensky 'nin Mayıs ayındaki yemin töreni sırasında Verkhovna Rada' nın feshedilmesinden sonra geçen ay parlamento seçimleri düzenledi.
Seçimler, 2014 yılında Rusya tarafından yasadışı olarak eklenen Kuzey Karadeniz kıyılarında bir yarımada olan Kırım'da ya da şu anda Rusya yanlısı isyancıların kontrolünde olan Doğu Ukrayna'da gerçekleşmedi.
-Suriye’de barış koridoru
Erdoğan, Suriye’de “barış koridorunun” önemini vurguladı ve Türkiye ile ABD’nin ortak bir operasyon merkezi kurmaya karar verdiklerini söyledi.
Erdoğan, “ABD askeri heyeti ile üç günlük görüşmeler olumlu bir şekilde sona erdi,” dedi Erdoğan, önemli olanın Fırat'ın doğusunda ABD ile birlikte bir adım atmak olduğunu vurguladı.
Türk Savunma Bakanlığı'na göre, ABD ve ABD askeri yetkilileri, Suriye'nin kuzeyindeki güvenli bölgenin göç ettirilen Suriyeliler için eve dönmek isteyen bir "barış koridoru" olacağı konusunda anlaştılar.
Ankara’daki ABD Büyükelçiliği, tarafların, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını ele almak ve “güvenli bölgenin kurulmasını koordine etmek üzere Türkiye’de Ortak Operasyon Merkezi’ni kurmak için“ ilk tedbirleri ”hızlı bir şekilde uygulamaya koymaya karar verdiklerini belirtti.
Türkiye, 2016'dan bu yana Suriye'de iki başarılı sınır ötesi operasyonu gerçekleştirdi; Fırat Kalkanı ve Zeytin Şubesi, her ikisi de PYD / PKK ve Daesh teröristlerinin varlığını ortadan kaldırmak istiyordu.
Ankara, kuzey Suriye'de 20 kilometrelik (32 kilometrelik) güvenli bir bölgenin yaratılmasını beklediğini ve bölgedeki YPG / PYD terör grubunun temizlenmesini istediğini vurguladı.
YPG / PKK, 30 yıldan fazla bir süredir, birçok çocuk, kadın ve bebek de dahil olmak üzere, Türkiye'de yaklaşık 40.000 kişinin ölümünden sorumlu terör örgütü PKK’nın Suriye saldırısı.
-Donbass bölgesi, Minsk süreci
Erdoğan, Ukrayna'nın doğudaki Donbass bölgesindeki ihtilafın en kısa sürede biteceğini umduğunu söyledi.
“Sorunun uluslararası hukuka ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne uygun olarak barışçıl bir şekilde çözülebileceğine inanıyoruz” dedi.
Ukrayna, Rusya sınırına yakın Doğu Ukrayna’daki ayrılıkçı şiddetten Kremlin’i sorumlu tuttu.
Bu durum, Malezya Hava Yolları Uçuş 17'nin, Amsterdam'dan Kuala Lumpur'a giderken doğu Ukrayna'da vurulduktan sonra 283 yolcunun ve 15 mürettebatın öldürülmesinin ardından ağırlaştı.
Kiev Donbass'ta Rus yanlısı militanlara sorumluluk verdi. Buna karşılık Moskova, Ukrayna'yı uçağı düşürmekle suçluyor.
Türkiye'nin Minsk sürecini desteklediğini vurgulayan Erdoğan, AGİT Özel İzleme Misyonu'na Türk büyükelçilerinin başkanlık ettiği tam desteği verdiğini söyledi.
Ukrayna halkına başsağlığı diledi. Donbass bölgesinde ateşkesin ihlal edildiğini ve dört Ukraynalı askerin öldürüldüğünü söyledi.
Ukrayna, Rusya ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı temsilcilerinden oluşan Ukrayna'daki Üçlü Temas Grubu, Çarşamba günü Minsk’te Donbass bölgesinde "bir yaz ateşkes" konusunda anlaştılar.
Donbass’taki savaşa diplomatik bir karar vermek için kurulan grup, tutukluların değiş tokuşu için hazırlanmayı ve sınır çizgisine katılarak bir köprü inşa etmeyi kabul etti.
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2019.05.31 20:34 NewsJungle UNDP Türkiye’nin mülteciler için “umut ışığı” olduğunu söyledi

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Grubu başkanı, 28 Mayıs'ta Türkiye'ye 3.5 milyon mülteciyi ağırlamadaki hayati rolü ve örnek performansı nedeniyle övgüde bulundu.
Mültecilerle ilgili tüm tartışmalara ve olumsuz düşüncelere rağmen, “Türkiye, Türkiye halkı olağanüstü bir umut ve ilham kaynağı oldu. Bu hafifçe söylediğim bir şey değil, gerçekten demek. Dünyanın bunu her gün tanıması gerektiğini düşünüyorum, ”dedi. UNDP Yöneticisi Achim Steiner, 28 Mayıs'ta Hürriyet Daily News ile yaptığı röportajda.
“Birleşmiş Milletlerin bakış açısına göre, Türkiye gibi bir ulusun kalkınma işbirliğinin ve insani yardımın en büyük destekçisi haline gelmesi hayati öneme sahip, çünkü krizler büyüyor ve çatışma ve doğal afetlerle ihtiyacı olan insan sayısı her yıl artıyor. Kapasitemizi fazlasıyla geriyoruz ve kaynaklar krizlere paralel olarak artmıyor. Bu yüzden Türkiye’nin katılımını ve ortaklığını arttırıyoruz ”dedi.
Steiner, üst düzey Türk yetkililerle görüşmek ve Türkiye Hükümeti ve UNDP ile koordinasyon içinde yürütülen bir girişim olan İstanbul Kalkınma Diyaloglarına katılmak için Türkiye'ye iki günlük bir gezi yaptı.
Steiner, “Türkiye'nin ABD ile çalışma ve Birleşik Devletler'in önemli bir ortağı olma konusundaki taahhüdü, sadece UNDP değil, insani alanda çok önemli ve olumlu bir işarettir” dedi.
Türkiye ve UNDP, 2011’de imzalanan ve sonrasında Avrupa’daki ve Orta Asya’daki çalışmaların koordine edildiği bir bölgesel destek merkezi ve bir merkez kurma yolunu açan anlaşmanın ardından, ortaklıklarının kapsamını genişletti ve genişletti. Bu anlaşma, Türkiye'nin bir kalkınma ortağı olarak uluslararası alanda daha aktif bir katılımın sinyali ve ilgisi olarak yorumlandı.
UNDP'nin yöneticisi, İstanbul'daki merkezi bir başarı öyküsü olarak nitelendiren şunları söyledi: “Bugün İstanbul'daki merkezimiz, yalnızca daha geniş bir bölgede değil, aynı zamanda Avrupa ve Orta Asya bölgesinin dışında da ofislerimize hizmet veren 200'den fazla personele sahiptir. Uzmanlığımız var, orada özel bir sektör stratejileri merkezimiz var ve küresel inovasyon çalışmalarımızın önemli bir kısmı İstanbul ekibimizde inkübe ediliyor. ”
İstanbul'un da faydaları
Steiner, UNDP’nin İstanbul’daki ofislerinin de Türkiye’nin en büyük metropolünün ekonomisine faydalı olduğunu belirtti. Her yıl bu şehirde toplanan kalkınma sorunlarına adanmış yaklaşık 50 ila 60 büyük uluslararası konferans düzenledi.
Steiner, yalnızca İstanbul’un değil, Türkiye’nin ekonomisinin ve özel sektörün de UNDP ile ortaklığından faydalandığını belirtti.
“Türkiye’nin katılımı aynı zamanda örneğin bölgede, Orta Asya’da ve Afrika kıtasında son 10 yılda iki taraflı ortaklara sahip. Açıkçası, hem kamu politikalarından hem de politik ilişkilerden Türkiye profilini yükselten çok dinamik bir ilişki kümesi yarattı. Ayrıca Türkiye’nin özel sektörü ve ekonomisi de faydalı oldu ”dedi.
Türkiye’nin muazzam mülteci yükü
Türkiye ve UNDP ve genel olarak ABD, Suriye krizi bağlamında işbirliğini artırdıklarını ve Türkiye'nin topraklarında 3,5 milyondan fazla Suriyeli barındırmanın çok büyük bir yükü olduğunu sözlerine ekledi.
“İlk önce şunu söyleyeyim: BM ailesindeki diğer birçok insanla birlikte Türk halkına en derin hayranlığı duyuyorum çünkü dayanışma ve sık sık travmadan kaçan ve mutlak felaketten kaçan insanları kucaklamak ve kucaklamak isteyenleri değil. sadece örnek, ekli, bizi insanı tanımlayan bir şeydir ”dedi.
'Bir ulusun ruhu'
UNDP başkanı, Türkiye'nin mültecilere yıllarca kamplarda kalmamaları ve şehirlerde yaşamaları için şartlar yaratmaya çalıştıklarını ve bunun binlerce kişiye sağladığı yatırımlara ve finansmana dikkat çektiğini söyledi. Suriyeliler becerilerini geliştirmek ve üretken olmak.
“Türk insanlarına geri dönmek istiyorum, çünkü günün sonunda, bunu tanımlayan sadece hükümet değil. Aslında bir ulusun bu kadar çok mülteciye ev sahipliği yapmak için bu zorluğu benimsediği ruhtur. Bizim hayranlığımızı hak ediyor ”dedi.
Türkiye’nin daha fazla uluslararası destek ve dayanışma çağrısı ve bu konuda devam eden görüşmeleri hatırlatan UNDP yöneticisi, “ABD’nin Türkiye’yle çalışmak için derinden bağlı olduğunu vurguladı. Desteğimizin henüz var olan beklenti ve ihtiyaçlara cevap vermediği gerçeğinin farkındayız. Bu yüzden ikisini de kabul ediyoruz. Bence daha fazlasını yapmalıyız. Bunu yapmak için daha fazla fırsat aramak için benim taahhüdüm var ”dedi.
Gelişimdeki uzun vadeli hedeflere bağlı kalın
Türkiye'nin BM tarafından belirlenen 2030 sürdürülebilir kalkınma hedefini gerçekleştirme konusundaki performansı hakkında yönetici, Türkiye'nin, kadın ve erkek arasındaki ayrımcılığın üstesinden gelinmesine vurgu yaparak, ekonomik, çevresel ve sosyal olmak üzere birçok kalkınma boyutunu ele almaya devam etmesini tavsiye etti. kırsal ve kentsel, genç ve yaşlı kuşaklar.
Steiner, “Gelişmenin eşitsizliği ile mücadelenin ekonomik ilerlemeyi hızlandırırken yönetilmesi, Türkiye'nin ekonomik zorluklara rağmen uzaklaşmayacağını düşündüğüm kritik bir parçasıdır” dedi.
Steiner, Türkiye'nin ekonomik bir strese maruz kaldığı ve parasal ve maliye politikalarına odaklanarak kendi ekonomik yolunu belirleyebilmesi için çaba sarfettiği bir gerçektir.
“Bu açıdan zor bir dönem. Hepimiz ekonomik koşullardan etkilenen tüm Türk vatandaşları için kolay bir an değil, aynı zamanda ulusal bir hükümet bakış açısıyla olduğunun bilincindeyiz ”dedi. “Umarım kısa vadeli ekonomik zorluklarla başa çıkacak politikalar uzun vadeli kalkınma hedefleriyle aynı kalır.”
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]